Huzursitesi | Huzura Açılan Kapı
Üye olmak istiyorum..| Giriş
Detaylı Arama
 
 
Anket
Referanduma Evet / Hayır
EVET!
HAYIR!
KARARSIZ!
Huzur Ana Menu
Video Dünyası
Dost Siteler..
Makale Deryası
 
 
Makaleler
Sami Kozan (1 makaleler)
MÜRŞİDİ KAMİLLERLE ve SÂLİH ÂLİMLERLE SOHBET
MÜRŞİDİ KAMİLLERLE SÂLİH ÂLİMLERLE SOHBET
Open in new window

“Bize itaat uğrunda (mücahede) Yani Gayret edenlere gelince, elbette biz onlara (bize götürecek) yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla beraberdir.”
[2] El-Ankebut S. A.69
[57 gösterimler]
Davut Bulut (25 makaleler)
asd
BAĞIMSIZ EL SENDIROMU
[13 gösterimler]
yabancı el sendıromu
[32 gösterimler]
SIFIR
[26 gösterimler]
DÜNYA
[31 gösterimler]
çelişkiler
[24 gösterimler]
ilk bahar geliyor galiba
[25 gösterimler]
imkansızım
[35 gösterimler]
okumak nedir
[31 gösterimler]
şiir
[31 gösterimler]
ABLA CIĞIM
[21 gösterimler]
KORKUNÇ İNTIKAM
[22 gösterimler]
BİR SOR
[35 gösterimler]
benim tek çıkar yolum ölüm
[20 gösterimler]
minik balon balığı
[16 gösterimler]
GERÇEK
[20 gösterimler]
Konya’ya Sığmayan Manevi Mimar TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCA
Open in new window

Geçmişten Geleceğe Ko(nu)şanlar dizisine başlayalı, neredeyse dört yıl olmuş. Bir Adana seyahatini vesile ederek Malatya’ya uğramış ve merhum M. Said Çekmegil ağabeyi hasta yatağında ziyaret etmiştim. Bu dizinin ilk yazısında, Malatya’daki terzi dükkanından tüm ülkeyi aydınlatan o mütevazı fikir adamını tanıtmaya gayret etmiştim. 2002 sonlarından bugüne, farklı alanlarda yaptıkları çalışmalarla İslâm davasına hizmet eden ağabey ve üstadlarımızın, hocalarımızın birçoğunun tecrübelerinden, birikimlerinden, nasihatlerinden sizleri faydalandırmayı bir görev ve kadirşinaslık borcu bildik.
[58 gösterimler]
KONUŞMAK
[20 gösterimler]
KİM KARIŞIR HAYALLERİME


KİM KARIŞIR HAYALLERİME

Kim karışır hayallerime
Kime ne
Ben hayatta atamadığım adımlarımı hayallerde attım.
Hatta koştum ip atladım.
Hayallerimde hiç tanıyamadığım babamı sarılıp öptüm.
Hayallerimde sıralarım sınavlarım oldu
Ben hayallerle yaşadım.
Galiba hayallerimle öleceğim
Kim karışır hayallerime.
Kime ne

HANDE DAĞ
[62 gösterimler]
GÜZELİK NEDİR
[65 gösterimler]
SEN KİMSİN, BEN HANDE DAĞ, PEKİ HANDE DAĞ KİM
[103 gösterimler]
Verenel Derneği’nden Vefa Örneği
Open in new windowhttp://www.merhabahaber.com/img/ZJB5HOnn.jpg[/img]Verenel Derneği Konya temsilciliği, bir süre önce soba zehirlenmesi sonucu hayatını kaybeden Osman Doğan hocanın çocuklarına Sultanşah Caddesi üzerinden daire aldı.
[73 gösterimler]
EVLER YAŞLILARLA GÜZEL
Open in new window
Evler yaşlılarla güzel

Niçin evlerde çocuk odası var da yaşlı odası yok? Evlerde yaşlı odası oluşturulmasını isteyen Cemil Paslı, bu sayede huzurevlerine olan talebin büyük oranda azalacağına dikkat çekti
[64 gösterimler]
MEZARDAKİLERİN PİŞMAN OLDUKLARI ŞEYLER İÇİN
Open in new window
''mezardakilerin pişman oldukları şeyler için
dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!..''


-GOETHE-
[83 gösterimler]
Peygamber Kabrine Ayaklarını Uzatınca
30 yıldır kutsal topraklarda yaşayan tanınmış bir isim, Peygamber Efendimizin kabrine ayaklarını uzatmış oturan birini görüp içinden 'bu ne hal' diye geçirince, ardından olana kendisi de inanamadı... İşte o olay...
[141 gösterimler]
DOMUZ GRİBİ AŞISI SİYONİZMİN BİR OYUNUMU
DOMUZ GİRİBİ AŞISI İÇERİĞİNDE ŞUNLAR TESPİT EDİLDİ:
[136 gösterimler]
Mehmet Emin Ay (1 makaleler)
MANEVİ EĞİTİMDE HADİSİ ŞERİFLER
Manevi Eğitiminde Hadis-i Şerifler

İnsan! Yaratılmış varlıkların en değerlisi, ilâhî tecellilere mazhar olanların en şereflisi ve yeryüzünün en özellikli ve en güzide olanı... Buna rağmen en hırslı, en acımasız ve bazen de en vahşi tabiatlısı...
[68 gösterimler]
Mehmet Sürmeli (0 makaleler)
Ömer Döngeloğlu (0 makaleler)
Alllah Dostları (20 makaleler)
Allah Dostlarını Tanıyalım.
RECEP AYI DUALARI M.SAMİ SULTAN (KS)
Receb Ayında Okunacak Duâ



Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:



"Ey Rabbim! Bize Receb'i ve Şa'ban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaşdır" (19) diye duâ ederlerdi.

Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner aded kelime-i tevhid okumalıdır
M.Sami Ramazanoğlu (dualar ve Zikirler)
[69 gösterimler]
RECEP AYININ FAZİLETİ
Receb ayının fazileti

Recep Ayının Fazileti

Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya “sağır ay” denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.

Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü”minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü”min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.

İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi”rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “ım! Receb”i ve Şâban”ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan”a ulaştır” buyururlardı. (2)

Receb”e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü”minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “R” “ın rahmetine, “C” “ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise “ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.

Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan”dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi”rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur”ân”da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.

Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü”minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:

“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)

Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü”minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.

Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:

Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.

Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (“a yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.

Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)

Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)

Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:
“Resulullah “tut” dedikçe, üç parmağını yumdu, “Bırak” deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.

Bilindiği gibi haram ayları, “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” aylarıdır.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)

Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.

Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.

Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.

“Estağfirullâhe”l-Azîme”llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü”1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”

Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan “tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)

Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali”nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:

ALLAH“ım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.

ALLAHım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.

ALLAHım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.

ALLAHım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.

ALLAHım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü”min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”

Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:

ALLAH“ım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

ALLAHım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. ım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

ALLAHım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe”l-Âlemin!”

[49 gösterimler]
ADABI MUAŞERET.(Yahyalılı Hacı Hasan Efendi)
ADABI MUAŞERET
Yazan Kalemdar
Kıymetli Kardeşlerim…

Az konuşmak hususunda Efendimiz (s.a.v.), nice hadis-i şerifler ifade buyurmuştur. Az konuşmak, gerektiği kadar konuşmak, mürid için büyük fayda sağlar.

Hikmet on şeydedir: Dokuzu sükut, biri de halktan uzlettir, denir. Demek ki onu da sükutta değilmiş. Halktan uzlet edince olduğun yerde ne söyleyeceksin. Bunun için kardeşlerim bizler de hikmeti elde etmeye bakalım.

İnsanların arasında dilin muhafazası bir insanın edepli mi yoksa edepsiz mi olduğunun delilidir.

Abdullah Mustafa Dedeoğullar isminde bir kardeşimiz vardı. Hacı Abdullah’ın asker arkadaşı olur, biz de tanışırız kendisiyle. İlim ehli bazı insanlar Sami Efendimiz (k.s.)’in çevresinde oturuyorlar. Dedeoğullar da var içlerinde. O ilim ehlinden zatlar masada oturuyorlar, edebe mugayir bazı hareketlerde bulunuyorlar. Efendimiz (k.s.)’e sual soruyorlar. Dedeoğulları biraz sonra tahammül edemedi içerden çıktı. “Allah Allah! Şu hocazade oturmayı bilmiyor, Efendi Hazretleri üzüldü.” dedi. Tabii bizler de üzüldük.

***

Kardeşim! Sofradaysan elini, boğazını muhafaza et. Yemek yerken sünnetten ayrılma. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yemek yediğinde kendi önünden yerdi, namaz kılanın namazda oturduğu gibi, dizlerini ve ayaklarını toparlayarak otururdu; fakat bir dizi diğerinden yüksekte olurdu ve buyuruyordu ki: "Ben bir kulum, kullar gibi yemek yiyorum ve onlar gibi oturuyorum." Bütün güzelliklerin kaynağı İslam.

Deniyor ki; bir mecliste isen karnın az da olsa aç kalsın. Az yiyerek riya da etme, karnın doyacak kadar da yeme. Yemekte riya aç eder, amelde riya hiç eder. Lokman küçük olsun. Kimsenin lokmasına da bakma. Kendi önünden ye. Ayrıca kardeşlerinle yemek yemeyi ihmal etme.

Efendimiz (s.a.v.): "Sizin en kötü olanınızı size bildireyim mi?"diye sordu. Ashap evet dediklerinde şöyle buyurdular: "Sizin en kötünüz; yalnız yemek yiyen, kölesini döven ve yardımını esirgeyendir." Sünnet bunlar. Lokmanı çok çiğne de yut. Temiz yemek ye.

Yemeğin adabını bilmeyen başka bir şeyi biliyorum diyemez. Onun için kardeşlerim! Sofrada bulunuyorsak boğazımızı, elimizi muhafaza edelim. Gittiğimiz her yerde bunlara riayet edelim. Zira efendilerin yanında olan kimse efendi olur. Bir evladın edebi yoksa, babasının o evladın yüzünden yüzü kara olur. Yani efendisine zararı dokunur.

***

Yedin, içtin; yedirdin içirdin. Ancak bunların tek şartı, yaptığın ihsanı unutman. Yaptığın Allah rızası içinse; ben falana şöyle iyilik ettim bilmedi, gözüne dursun deme. Ve o yaptığın iyiliği kırk sene geçtiğinde bir defa dönüp de o adama, “Sen muhtaç bir adamdın, ben sana iyiliklerde bulunmadım mı?” dediğinde kırk senelik yaptığın hayrın, hasenatın ona yaptığın iyilikler zayi olur geçer-gider. Çünkü onun için yapmışsın, Mevlâ için yapmamışsın. Bu hareket Mevlâ’nın rızasına muhalif geldiğinden ameli söndürür.

Efendimiz mübarek elleriyle bize, “Başkalarına yaptığınız ihsanı unutun gitsin.” diye yazdı.

Başkalarının size yaptığı kötülüğü de unutun gitsin. Unutamıyorum Efendim. Unutacaksın. Böyle zorla unutmayacaksın. Ham armut, ham karpuz, ham üzüm yenilmez, zikrullah ile olduracaksın onu. Oraya varınca onu unutacaksın. Başkalarına yaptığı kötülüğü unutmak da ancak olgunlukla olur.

Mevlâ bizlere âdâb-ı muaşerete uyma lezzetini lutfetsin. Ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-Âlemîn.

[32 gösterimler]
FENDİMİZE YAZILAN KASİDEİ BÜRDE
Kab bin Zuheyr PEYGAMBER EFENDİMİZE yazdığı Kaside-İ Bürde


Kab bin Zuheyr Kaside-İ Bürde
BÜRDE: (Ar.) Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbisedir.
Tarihte iki kaside, "Kaside-i Bürde" ismiyle anılamktadır.
Birincisi Ka´b b. Züheyrin yazdığı kaside. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak şaire giydirmiştir. Bu yüzden bu kaside "Kaside-i bürde" olarak tanınır. İstanbul Hırka-i Şerif Camiinde sergilenen Hırka-i-Şerif Ka´b b.Zuheyr´e giydirilen hırkadır.
İkincisi İmam Busuri´nin yazdığı Kaside. İmam Rüyasında Peygamberimize arz ettiğinde, Peygamberimiz Bûsîrî´yi ödüllendirmek üzere hırkasını çıkarıp yatmakta olan hasta şairin üzerine örttüğü için "Kaside-i Bürde" olarak anılmıştır.
[84 gösterimler]
Seyr ü Sülûkta Teslimiyet ve Sabır (Mübareğin bana cevabı)
Yazan Kalemdar
Kıymetli kardeşlerim!
Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslimiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslahı için bizleri tâbî tuttuğu her türlü imtihana da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslimiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki müridin menkıbesini nakledeyim:

Şeyh efendi, bir gün, yatsı namazını kıldırmak üzere imamete geçer. Efendi hazretleri namaza başlamak üzere iftitah tekbirini "Allahu Ekber!" diyerek alır. Arkasında cemaat olan iki müridi ise tekbir almak için ellerini kaldırırlar. Aman Yâ Rabbi! Bir de ne görsünler? Şeyh efendinin kulaklarının yerinde iki tane merkep kulağı var. Nefislerinin verdiği vesveseyle kendi kendilerine söylenmeye başlarlar "Allah Allah, keşfimiz açıldı, şeyh deyip kendisine intisap edip dersini çektiğimiz manâ âleminde merkepmiş meğer."

Namaz sona erdikten sonra birisi diğerine "Yazık söyleyelim de tövbe etsin, kurtulsun." der.
-Efendim! Kusura bakmayın da bizim keşif gözlerimiz açıldı. Biz, sizin kulaklarınızın yerinde iki merkep kulağı görüyoruz.

-Vah vah. Öyle mi evladım. O zaman şu ustura bıçağını alında bari, ben namaza durunca yine gözükürse kesin atın o kulakları oradan.

Şeyh efendi namaza durmuş, kulaklar çıkıvermiş, müridler de kesivermişler. Namaz biter bitmez; şeyh efendi geriye dönmüş, iki müridinin de üstü başı kan olmuş. Meğer onlar, kendi kulaklarını kesip atmışlar. Aynada kendilerini görüyorlarmış.

Şeyh efendi onlara, "Ben sizi nefsinizi tebdil ede ede, kötü huylarınızı iyileştire iyileştire, sizin nefsinizi insaniyete çevirecektim. Nefsinizi millete menfaati olan merkebe tahvil ettim idi. Ama sizler sabredemediniz. Sabırsız dervişler bu kapıya layık değildir. Şeyhine su-i zanda bulunan dervişlerle bizim işimiz olmaz. Çıkın dışarı! Çıkın! Kabul etmiyorum, reddediyorum sizi!" der ve onları huzurundan kovar.

Hem mürşid-i kâmil demişler, hem istihare etmişler, sonra da intisab etmişler, fakat tahlil edememişler meseleyi.
Neden? Çünkü ilim ehli değiller. Tarikat için ilim lazım.
Es’ad-ı Erbilî hazretleri de aynı şekilde kıymetli pederim Şeyh Mustafa Hulûsî’nin nefsini katletmişti. Bu olayın olduğu gün sevgili anneciğim bir rüya görmüş. Rüyasının akabinde başlamış ağlamaya. Ağıtına büyükannem uyanmış.
-Niye ağlıyorsun kızım?
-Rüyamda şeyhi oğlunuzun boğazını kesti, kan oluk oluk akıyordu. Dayanamadım, ağlıyorum.
Büyükannem velî bir hanımdı. Rüyâ’yı hemen yorumlamış.
-Şeyhi oğlumun nefsini bugün katletti. Islah etti.
Bu azgın nefsi kesmek, ıslah etmek bizlerin elinden gelmez. Ancak nefs-i emmâre, bir mürşid-i kâmilin hakîkat kılıcıyla kesilirse nefs-i mutmainneye, nefs-i râziyeye, nefs-i merziyyeye dönüşür. Mürşid-i kâmile teslim olmalı iyice. O, akıl, zikir, hilm, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu ile kötü huylarımızı iyileştiriverir. Bizlerde hırs var, tama var, buhl var, adâvet var, buğz var, haset var, kibir var, yalan var. "Yok, yok!" diyoruz ama kendi kendine patlak veriyor, ortaya çıkıyor. Yaralarımız çok. Bunlardan kurtulmamız içinse bir tabib-i hâzık, bir manevî doktora muayene olmalıyız. Manevî doktorun Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden çıkardığı reçetelerle devâ bulmalıyız. Bu ilaçları, istenildiği kadar -tadı acı olsa da- deva için içmeliyiz.
Allah Teâlâ hazretleri manevî hastalıklarından kurtulan ve kendisine hakîkî kul olanlardan eylesin bizleri.
Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a. (Amin)

[61 gösterimler]
Bir Kamil Mürşide Varmadan Olmaz( H.Hasan EFENDİ)
Yazan Kalemdar :

Kıymetli Kardeşlerim! Kalplerimizin salih olması için gayret etmeliyiz. Kalbin anahtarı kutb-ı cihânın elindedir. Verdiği zikirle kalpleri açar kutb-ı cihân. “Allah, Allah, Allah” derken zikirle şifa bulur kalp. Kalbin devası zikrullah iledir. Bütün iş kalbin düzelmesinde kardeşlerim. Kardeşlerim, kalbimizle güzelleştirmek için gayret edelim.

Pekiyi efendim bu nasıl olacak, neyle olacak?

Reçetemizi doğru kullanmakla olacak.
Nasıl ki midemiz ağrıyınca doktora gideriz. Doktora gitmekle de kalmayız doktorun verdiği tedaviyi uygularız. İşte böyle kalbimiz hastalanınca da tabib-i hazık olan mürşid-i kamile gitmeliyiz. Mürşid-i kâmil kalbimizdeki hırs, tamah, riya, süm’a, buhul, adavet, kin, buğz, haset, kin, kibir gibi hastalıkları tedaviye başlar. Tedavisi için bizlere bir reçete verir. Bütün bu ahlak-ı zemimeyi kaldırmak için kesinlikle tabib-i hâzıka muhtacız. Onların sohbetlerine gidip huzurlarında mutlaka bulunmalıyız.
Pekiyi hasta olduğumuzu nasıl anlayacağız?

“Ballardan daha tatlı olan Kur’an-ı Kerimi okuyamıyorum bir eringeçlik geliyor. Ballardan daha tatlı olan zikri yaparken uykum geliyor.” diyorsan bil ki hastalanmışsın. Canın, lafza-yı celâli, Kur’an-ı Kerim’i istemedi mi; bil ki kötü bir hastalığın var. Kalbin hasta. Bu hastalık öldürürse kötü öldürür. Allah bizi bu dertle öldürmesin. (Âmin)

Şeriat demiryolu gibidir. Şeriatta küçük bir gevşeklik olursa treni devirirsin, mahvolursun. Es’ad Erbilî, kıymetli pederime şöyle demişti: “Mustafa Efendi, size şu icazetnameyi veriyorum ama şeriattan ufak bir noktaya halel getirecek olursan tarikatımdan merdudsun.” Büyüklerimiz böyle diyor daha işin başında. Tarikat için şeriat bu kadar önemli. Şeriat “demiryolu” dedik. Tarikatla hakikat şeriatın hizmetçisi. Tren ray olmadan bir adım bile ilerleyemez. Önce yola gireceksin. Sonra kancanı vagonlardan birine takacaksın. Aksi takdirde treni emmare, levvame, mülhime istasyonundan öteye götürmeye imkân yok.

Niceleri gittiler mürşid arayı
Arayanlar buldu derde devayı,
Yüzbin okurısan akdan kareyi
Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz.

Kadılar müftüler cümle geldiler
Kitapların hep bir araya yığdılar.
Sen bu ilmi kimden aldın dediler
Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz

Bunları sade şiir gözüyle görmemek lâzım. Ayetlerin lisanından konuşur Hak şairinin şiirleri. Yukarıdaki şiir, “Li küllin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ” (Maide, 48) yani “Her biriniz için bir şeriat ve münevver bir yol tayin ettik ayet-i celilesini tefsir ediyor adeta.

Üstadımız buyuruyorlar ki “Benim ihvanımın semtine şeytan yaklaşamaz.” Böyle büyük, emniyetli bir yoldayız. Makinistimiz işinin kâmilen ehli bir Hak dostu. Allâh yolumuzdan ayırmasın, kıymetini bilmek nasip etsin, hak yolda kâim eylesin inşallah.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh’a. (Âmin)


[90 gösterimler]
VELİ KİMDİR (Şahı Nakşibendi)
VELİ KİMDİR?

Şah-ı Nakşibend’e (ks) sormuşlar:

“Efendimiz, bazı havada uçan kimseler var. Onların durumu nasıldır? Onlar için ne söylüyorsunuz?”

Hazret cevaben buyurmuş:

“Onlar benim nazarımda veli değiller. Havada uçmak hüner değil. Havada uçan bunca kuşlar var. Veli mi oldular ki havada uçuyorlar?”

Tekrar sormuşlar:

“Peki efendimiz, suda yürüyenler için ne buyuruyorsunuz?”

Şah-ı Nakşibend (ks) şöyle buyurmuş:

“Onlar da benim nazarımda makbul değildir. Gece gündüz suda dolaşan bunca balık var. Onlar da veli midir ki suda geziyorlar?”

Tekrar sormuşlar:

“Öyleyse efendimiz, bir saatte bütün dünyayı dolaşan, doğu ile batı arasında mekik dokuyan kimseler için ne söyşüyorsunuz?”

Hazret cevaben:

“benim nazarım da bunlar da veli değiller. Şeytan ism-i azam duasını okuyarak bir saniyede doğudan batıya gidip geliyor. Ama kafirdir şeytan. Dergah-ı ilahiden atılmıştır. İmanı reddedilip kabul edilmemiştir.” buyurmuş.

Soranlar bu cevapları aldıktan sonra:

“Öyle ise efendimiz, lütfen bize kimlere veli dendiğini, kimlerin veli olduğunu söyler misiniz? Vallahi biz kimlerin veli olduğunu bilemiyoruz” diyerek rica etmişler.

Şah-ı Nakşibend (ks) bunun üzerine şöyle buyurmuş:

“Ben, Peygamberin (sas) şeriatına mutabat eden, onun şeriatinden ayrılmayan kimselere veli derim. Böyle kimseler benim gözümde velidir
[98 gösterimler]
Kab bin Zuheyr Efendimize yazdığı Kaside-İ Bürde
Kab bin Zuheyr Kaside-İ Bürde

BÜRDE: (Ar.) Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbisedir.
Tarihte iki kaside, "Kaside-i Bürde" ismiyle anılamktadır.
[59 gösterimler]
ALLAH'A VASIl OLMANIN YOLU (ABDULGADİR GEYLANİ)
ALLAH'A VASIl OLMANIN YOLU

Her şey Allah’a kavuşmakla son bulur. Sen de Hakka vasıl olduğun zaman manen ve maddeten tekamülünü tamama erdirmiş sayılırsın.
[81 gösterimler]
Fethu’r - Rabbani’den Demetler(ABDULGADİR GEYLANİ)

Giriş

Ey oðul! Ýki adým vardýr ki, eðer bu iki adýmý atabilirsen Hakk’a ulaþtýn demektir. Eðer kalbin ve ruhunla, dünyayla ahiretten birer adým, nefsinle diðer insanlardan da birer adým uzaklaþabilirsen, Hakk’a ulaþmýþ olursun. Sen, kalbin ve ruhun ile bu zahirleri terket. Ýþte o zaman önce baþlangýçta, sonra da sonda Hakk’a vâsýl olursun. Sen önce baþla. Ýlk adýmý at. Onu tamamlamak, Aziz ve Celil olan Allah’a düþer. Baþlamak senden, bitirmek de Aziz ve Celil olan Allah’tan.
Open in new window
[65 gösterimler]
NAKŞİBENDİLİK ve ŞAHI NAKŞİBENDİ HZ.
Nakşibendilik ve Şah-ı Nakşibend (k.s)

Hâce Muhammed Bahâüddin hz.'nin, Pîri olduğu Tarikat-ı Âliyye, Zamân-ı Saâdet'ten bu yana değişik isimler almıştır:
[186 gösterimler]
VAKİT NAMAZLARININ SIRLARI
Vakit Namazları Hakikatta öğle Namazından başlar. Öğle Namazını ilk İbrahim (AS) kılmıştır. Öğle Namazının farzı 4 rekattır.
[110 gösterimler]
ŞEFAAT VE HİMMET NEDİR ?
Şefaat günahkar kişilerin, af edilmesi ve itaatkar müminlerin de yüksek mertebelere yücelmeleri için Resulullah (SAV) efendimizin, Cenabı Allah’tan niyazda ve ricada bulunmasıdır.
[142 gösterimler]
NEFSİ EMMARE
[size=medium]
NEFSİ EMMARE
Tasavvuf ilmine göre insanın manevi vücudunda iki zıt varlık vardır. Bunlardan biri Ruh, diğeri de Nefstir. Bu iki zıt varlık insanın vücuduna hakim olmak için mücadele eder.
[90 gösterimler]
Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (k.s)
Hacı Hasan Efendi (k.s) 1914 yılında Kayseri'nin Yahyalı ilçesinin Kavacık mahellesinde dünyaya geldi.
[128 gösterimler]
VEDA HUTBESİ
VEDA HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslüman’ın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.
[45 gösterimler]
Müridin Mürşidiyle İlgili Dikkat Etmesi Gereken Edepler
Müridin Mürşidiyle İlgili Dikkat Etmesi Gereken Edepler

1- Herhangi bir konuda şeyhini aldatmamalıdır. O’na son derece saygı göstermelidir.
2- O’nun öğrettiği zikir ile kalbini düzeltmeye çalışarak gafletten kurtulmaya çabalamalıdır.
3- Bir konuda haklı bile olsa şeyhin sözünü ve gayesini anlamaya çalışmalı; ona karşı ölü yıkayıcısının eli altındaki ceset gibi olmalıdır.
[88 gösterimler]
Mahmut Sami Ramazanoglu (ks) Hazretleri

HZ. MAHMÛD SÂMÎ RAMAZANOĞLU (K.S.)
Bir asırlık mübârek ömürlerinin her ânında Sünnet-i seniyye-i ihyâ eyleyen ve nice yüksek makamların sâhibi, Gavs, Müceddid, Sâhibü’z-zamân ve Cân’a yakın ülfet makâmının sâhibi ve asırların nâdir yetiştirdiği bir Zât-ı akdes olan Hz. Mahmûd Sâmî (k.s.),
[94 gösterimler]
MEVLANA
MEVLANA

Bir ney sessizliğin kanadı olur,
rüzgar gibi yalar geçer yüreğimi.
bir buğudur o bakışında senin.
bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.
[70 gösterimler]
YAHYALILI İPEK HOCAMIZ
Babaları,Yahyalı’nın müderrisi, Kayseri’nin "Melik Gazi" medresesinin mezunu H. Mustafa Efendi(r.h.a.)’nin (1869-1932) talebesi Hafız Veli Hoca (r.h.a.) (1882-1950)’dır.
[51 gösterimler]
Şiirler (15 makaleler)
Şiirler
beni ben mi çıldırtım
[29 gösterimler]
ÇAREM
[65 gösterimler]
ÖLÜM ANI
Önce ılık, ılık bir su döküldü başımdan aşağıya
Sonra kulaklarımda müthiş bir çınlama
Sonra dudakların beyazlaşır tenin atar ölü gibi
Sonunda yavaş, yavaş canının çekildiğini hissedersin
Soluğun kesilir her zaman aldığın nefese hasret kalırsın
Ben işte bu gün bunu yaşadım yani ölümü
İnan bana çok kolaymış ölmek peki ya sonramı
Sonrasını ne sen sor ne ben söyleyeyim
[69 gösterimler]
HAYALLERİM VE BEN
HAYALLERİM VE BEN

Benim uçuk kaçık hayallerim
Benim ideallerim sevgilerim sevdiklerim
Her gün biraz daha uçuyorum
Gökyüzüne bir kuş olup uçuyorum sema ya
Bazen bir dalgıç olup iniyorum derinliklere
Astronot olup evreni seyre dalarım
[77 gösterimler]
DÜNYA
Ne nimetler verdin bize biz kadrini bilemedik
Yalan yalancı dünya dedik
Kendi hatalarımızı hep senin üstüne yükledik
Üstüne üstlük birde ozon tabakanı deldik
Yeşili mahvettik
Ey dünya biz sana neler ettik
[62 gösterimler]
MUTLULUK
Seni hiç tatmadım desem yalan olur.
Bir kır çiçeği görsem dünyalar benim olur
Yıllarca hep peşinden koştum
Ben yaklaştıkça sen kaçtın
Bilmem ki beni üzmekten ne zevk aldın
Şuna inanıyorum ki seni yakalayacağım
Bu kovalamacıdan hiç bıkmadım bıkmayacağım.
[66 gösterimler]
BU GECE
Her gece güzeldir ama bu gece daha güzel çünkü bu gece kandil gecesi sen varsın yanımda senin kokunu
Duyar gibiyim küçücük
Odamda sen seslenir gibisin
Mevlitlerin namelerinde
Sevgili peygamberim
[58 gösterimler]
NE GÜZELDİR

NE GÜZELDİR


Ne güzeldir yollarda yürümek
Kuşların cıvıl,cıvıl şakıyışlarını dinlemek
Ne güzeldir dağları ağaçları mehtabı seyretmek
Ama önemli olan yola devam edebilmek

HANDE DAĞ
Open in new window
[58 gösterimler]
HANDE

HANDE
Bazen çılgın bazen durgun
Bazen hırçın bazen olgun
Hayalci ve inatçı
Hayatı ve insanı
Seven bir kız o hande
Pek de güzel olmamakla beraber
Her kes gibi bir ağız ve burunu
Olan bir kız o hande
Her ne olursa olsun insan o hande

Hande Dağ
Open in new window
[53 gösterimler]
KUTLU DOĞUM
Kutlu Doğum Haftası Çeşitli Etkinliklerle Kutlandı

Ben sizin imanınızı kemale Erdirmek için
gönderildim derdi.hazreti peygamber.
(buhari) hadisinden

Allah ve resulunu dünyadaki herşeyden
çok sevmedikçe imanınız kemale ermez.
(buhari) hadisinden

Benim ümmetim gökyüzündeki yıldızlar
misalidir hangisine uyarsanız uyun doğru
yola ulaşırsınız.(buhari) hadisinden

ben dünyayı parmağımdaki yaşlığa abdes
aldığım gölü ise ahirete benzetirim.derdi
hazreti peygamber.(buhari) hadisinden

kuran ile sünnete uyan ahirette feraha
cennete ve bitip tükenmek bilmiyen niğmetlere
kavuşur.(kuranı kerim)

beni anınınız ve bana uyunuz bana selatu selam
getiriniz bana getirdiğiniz selatu selamlar bana
ulaşır bende sizin için allahtan mağrifet dilerim
Hazreti muhammet

hazreti peygamber günde 40 kere töğbe ederdi
günde 40 kere töğbe eden iman yollarına ulaşır

Bana En Sevgili Olanınız Benim Sünneti Seviyeme
Uyanınızdır Derdi hazreti peygamber (Buhari hadisinden)

Feryadı Fügan Edip Elbisesini Yırtıp Saçını Başını
Yolanlar Bizim Sünnet İnancı Üzerine Yaşıyanlarımız
Değildir Derdi Hazreti Peygamber (Buhari hadisinden)

Cennetle Cehennem Size Şah Damarınızdan Daha
Yakındır Der Allah Resulu (Buhari hadisinden)

Cennet Kılıçların Gölgesi Altındadır derdi hazreti peygamber
(buhari hadisinden)

Gece Namazı Kıldığında Asabı Hazreti Peygamberin Arkasına
Geçer Ona Uyar Namaz Kılarlardı Gece Namazı Farzolur Ümmetime
Deyip Gece Namazı Kılmayı Terkeyledi hazreti peygamber
(buhari hadisinden)

Allaha Dua Edip Yakarırken Ondan Cennetlerin
En Yükseği Olan Firdevsi İsteyiniz der Hazreti Muhammet
(buhari hadisindendir)

Allahın 7 Kudretini Çok Severdi Hazreti Peygamber
(buhari hadisinden)

En Sevdiğiniz şeylerden Allah
ve resulu payına harcamadıkça
gerçek iman etmişlerden sayılmazsınız

İnsan 40 cüzden yaratılmadır bunun 1 cüzü
rüyadır der Hazreti Peygamber (buhari hadisinden)

[50 gösterimler]
MAAŞ
[47 gösterimler]
Necip Fazıl Kısakürek (vasiyet)

Necip Fâzıl Kısakürek
Necip Fâzıldır adı, Kısakürektir sanı
İstanbulda doğmuştur bu şairler sultanı

Gerçekleri söylerken fikri sözü açıktı
Bu yüzden defalarca hapise girdi çıktı


[49 gösterimler]
MEHMET AKİF ERSOY (FATİH KÜRSÜSÜNDEN)


Fatih Kürsüsünden
Birinci zümreyi teskil eden zavalli avam,
Biraksalar devam edecek tatli uykusuna devam.
[87 gösterimler]
İSTERDİM
İSTERDİM

Bir tualin üstündeki resim olmak,
Renkler arasında başı boş dolaşmak,
Çizgilerle kaynaşmak ve koşmak,
Nefesim yetinceye, gücüm bitinceye dek koşmak, koşmak İSTERDİM


Hande DAĞ
Open in new window
[58 gösterimler]
SEVGİ
Sevgi;
kalbindeki,
ismindeki,
sendeki,
bendeki,
herkesin içindeki en güzel duygudur.
[66 gösterimler]
Osman Doğan (6 makaleler)
Osman Doğan
Gidenlerin Ardından
İnsan hep ayrıldıktan sonra dostun, kardeşliğin kıymetini bilmeye başlar.
[35 gösterimler]
40 HADİSTE İNFAK
[49 gösterimler]
Osman Doğan'ın Özgeçmişi
Ben 1969 yılında İzmir de doğdum. İlköğrenimi mi Konya İhsan Özkaşıkçı İlk Öğretim okulunda tamamladım. Kur’an eğitimimi Fatih Kur’an kursunda tamamladım. Orta ve Lise eğitimi mi Konya merkez İmam Hatip Lisesinde tamamladım ve 1989 yılında mezun oldum. 1990–1994 yılları arasında, Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde, İmam Muhammed Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Enstitüsünde okudum ve 1994 yılında mezun oldum. Suudi Arabistan da eğitim gördüğüm yıllarda Riyad, Mekke ve Medine de meşhur âlimlerden özel dersler aldım. 1995 yılında Mısır El-Ezher Üniversitesi Hukuk Fakültesine başladım ve bu Fakülteden de mezun oldum. Ayrıca Kahire de Amerikan Üniversitesi Şarkiyat Bölümünde, Yüksek Lisans yaptım. “BEYTÜL MÂL” konusunda tez çalışmamı yaptım. Avusturya Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde, bir yıl eğitimci olarak ihtisas yaptım.
[98 gösterimler]
İHLAS SURESİ TEFSİRİ

İHLAS SURESİ TEFSİRİ
ADI: Halis tevhidin ortaya konduğu Rabbimizin sıfatlarını en güzel anlatan bir sûreyle karşı karşıyayız. Tevhid sûresi, esas, tefrîd, vilâyet, necat ve mârifet gibi isimlerinin yanında en yaygın ismi ihlâs sûresidir. Tıpkı Fâtiha sûresi gibi sûre içinde ihlâs kelimesi geçmediği halde muhtevasından ötürü sûreye bu isim verilmiştir.
[65 gösterimler]
FELAK VE NAS SURESİ TEFSİRİ
FELAK VE NAS SURESİ TEFSİRİ

Adı: Kitabımıza birbirinden müstakil iki ayrı sûre gibi yerleştirilmiş olmakla birlikte gerek geliş zamanları ve gerekse muhtevalarının aynı olması münâsebetiyle bu iki sûreye “Muavezeteyn” yâni kendileriyle Allah’a sığınılan sûreler, sığınma sûreleri ismi verilmiştir. Felak sûresinde, büyü ve hasetten doğabilecek kötülüklerden dolayı bir sığınmadan bahsedilmektedir. Nas suresinde ise, insanın kalbine vesvese verenlerin şerrinden korunmak için bir sığınma söz konusudur.
Bu surelere aynı zamanda koruyucu sureler adı da verilir. Efendimiz bu sureyi kastederek :
“Bu sureler ümmetime Musa’nın asası niteliğinde verilmiş ilahi nimetlerdir.” Buyurmuştur.
[55 gösterimler]
“Osman Yerdeki Melâikedendi”
Allah’ın sevgili kulları vardır. Huzura erken çağrılan. Hasretine dayanılamayan. Hz. Fatıma r.a.’yı İnsanlığın Efendisi’nin hemen ardından Rabbine yolculuğa sevkeden sebep neydi? Maddi bir yokluk değildi bu sebep sadece. Çünkü o zaten cesedinin ve ruhunun babası ile her nefes beraberdi. Hani “kalbi dayanamadı” denir ya; işte öyle kalbi onun manevi trafosundan lebaleb dolmamaya dayanamadı. Bir misal de Hz.Hanzala r.a. Neydi onu sıcak yatağından sonsuzluğun kollarına koşturan?... Çağırıldıkları besbelli. Hasrete dayanamayan sade yerdekiler değil; gök ehli de sabırsızdır. Böyle yazıyor kitaplarda “Çağrılanlar”ın destanları anlatılırken…
[50 gösterimler]
Sorular Ve Cevaplar (4 makaleler)
Sorular Ve Cevaplar
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a)’nin asıl adı nedir?
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a)’nin asıl adı nedir?
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) asıl adı Halid bin Zeydtir.
[86 gösterimler]
İlk Cuma namazı nerede kılındı ve ilk hutbe nerede kim tarafından okundu?
İlk Cuma namazı nerede kılındı ve ilk hutbe nerede kim tarafından okundu?
İlk Cuma namazı, Medine’ye hicret esnasında, Medine yakınlarında Ranûna mevkiinde kılındı. İlk hutbe aynı yerde Peygamber Efendimiz (a.s) tarafından okundu.
[380 gösterimler]
Ensâr’dan ilk Müslüman olanlar kimlerdir?
Ensâr’dan ilk Müslüman olanlar kimlerdir?
Ensâr’dan ilk Müslüman olanlar; 1-Esad bin Zürâre (r.a). 2-Râfi bin Mâlik (r.a). 3-Avf bin Hâris (r.a). 4-Kutbe bin Âmir (r.a). 5-Hâris bin Abdullah (r.a).
[104 gösterimler]
İslâm da ilk inşa edilen mescit hangisidir?
İslâm da ilk inşa edilen mescit hangisidir?
İslâm da ilk inşa edilen mescit, Kubâ Mescidi’dir.

Osman Doğan
[63 gösterimler]
Tefsir Usulu (2 makaleler)
Muhammed Salih El-Useymin
Muhammed Nasıruddin El-Elbani
Tefsir Usulü Kaynakları
Vahye mazhar olan ve arapça olarak inen Kur’an ayetlerini tebliğ eden Rasulullah ile ashabı arasında ayetleri anlama konusunda ciddi bir problem yoktu. Zaman zaman sahabenin anlamakta güçlük çektiği ayetlerin tefsiri de Rasulullah tarafından[1] doğrudan veya başka bir ayetle yapıldığı için bu dönemde Kur’an ilimleri (Tefsir Usûlü) ile ilgili te’lif çalışmalarına ihtiyaç duyulmamıştır.[2]
[40 gösterimler]
TEFSİR USÛLÜNE GİRİŞ
TEFSİR USÛLÜNE GİRİŞ


Muhammed Salih el-Useymîn



Çeviren

M.Beşir Eryarsoy

[30 gösterimler]
Diğer Makaleler (5 makaleler)
Diğer Makaleler
tevbe ayeti kerimesinden 17.18.19 düşündükmü hiç
17. Allah'a ortak koşanlar, kendi kâfirliklerine bizzat kendileri şahitlik ederken, Allah'ın mescitlerini imar etmeye layık değildirler. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
18. Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
19. (Ey müşrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescidi- Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Hâlbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Bu âyete göre dindarlık, bir takım şeklî merasimlerden önce bir iman, tasdik ve Allah rızası için gayret demektir.
Bu şartlar tahakkuk ettikten sonradır ki hacılara su vermek, Mescid-i Haram’ı onarmak ve bakımını sağlamak gibi hizmetler Allah nezdinde bir kıymet ifade eder.

NOT: Şimdi bu ayeti kerimeleri iyice düşünür ve bize göre yani günümüze göre
bakarsak, Allah Muhafaza bir çoğumuzun o zaman ki müşriklerden bir farkımız yok.şimdi buda nerden çıktı diyeceksiniz bir bakalım: Allah Resulü Efendimiz günde yüzlerce kez tövbe ederken, namaz kılarken diğer ibadetleri yerine getirirken,İslam uğruna din uğruna ALLAH TEALA nın rızası için çalışırken,Ashabın kiram efendilerimiz Allah Teala dan gelen emirleri harfiyen yerine getirirken, bizler sadece LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULALLAH diyoruz ve bu en güzel kelimeyle yetiniyoruz, peki o zaman efendiler efendisi ve ashabı kiram efendilerimiz en güzel kelimeyi söyleyerek hiçbir ibadeti terk etmediler harfiyen Allah dan gelen emirleri ve Efendimizin sünnetlerini yerine getirdiler,biz onlarda çok mu iyi biliyoruz çok mu hakkın rızası için çalışıyoruz ki ;abdestsiz,namazsız,oruçsuz,zekatsız yani ibadet olmadan sadece en güzel kelimeyi söyleyerek kurtulacağımı mızı sanıyoruz öyle olmuş olsaydı; o insanlık tarihinin en şerefli insanları LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULALLAH kelimesini söyler başka hiçbir ibadetle uğraşmazlardı, Yoksa bizler imandan sonra en önemli olgunun olmazsa olmazın vazgeçilmezin Allah Tealanın emirlerini yasaklarını harfiyen yerine getirmemenin sonucu çok mu iyi biliyoruz ki ibadetleri yapmadan Allah rızasının kazanılacağını, sanarak din adına Allah ve Resulü adına çeşitli faaliyetlerde bulunuyoruz, öyle olmuş olsaydı keşke diyemiyorum çünkü; bir çoğumuz yanlış yoldayız ve yanlışımız bizlere bilenler tarafından söylendiğinde kendimize göre yanlış doğrularımız yüzünden ukalalık yapıyor ileri geri konuşarak ahkam kesiyoruz. İmandan sonra İbadetlerimizi yerine getirmez isek bizim o zaman ki müşriklerden ne farkımız kalır. Neye göre Allah Rızasını Kazanacagız bir düşünelim ve doğru olanı doğruyu KUR ANI MÜBİN den ALLAH TEÂLÂ nın RESULUNÜN SÜNNETİ SENİYYELERİNDEN ve O kutsal yolun öncülerinden varislerinden öğrenelim ve harfiyen uygulamaya ALLAH TEÂLÂ nın Rıza i İlahisi için çalışalım İnşallah…
[51 gösterimler]
SON HAFTA

Open in new window

Hâkim, karar dedi ve her kes ayağa kalktı. Yüreğim ağzımda hâkimi, dinliyordum. Hayatım, karımın ve çocuklarımın geleceği bu adamın iki dudağı arasındaydı. Gereği düşünüldü diye devam etti.
[39 gösterimler]
HZ Peygamberin Eğitimciliğini Güncellemek (Diyanet)

Hz. Peygamber'in eğitim(ciliğ)ini güncellemek
Tarih: 12.04.2010

Bilindiği gibi Başkanlığımız, indirilişinin bindörtyüzüncü yılı münasebetiyle 2010 yılını “Kur’an Yılı” ilan etti. Bu vesileyle insanımızın, Kur’an’la ilgisini daha da yoğunlaştırıp geliştirmesi, onu anlama yolunda daha fazla mesafe alması umulmaktadır. Kur’an denilince de hemen Hz. Peygamber (s.a.s.)’i hatırlamamak mümkün değildir.
Kur’an Hz. Peygambersiz düşünülebilir mi?
[32 gösterimler]
BİR KUTSAL KİTAP NASIL TAHRİF EDİLİR


Bir Kutsal Kitap Nasıl Tahrif Edilir?
- Fatih OKUMUŞ

Kutsal Kitab’ı tahrifin birçok yöntemi olmakla birlikte, ilk aklımıza gelen ve en popüler olanlarını sıralamak istiyoruz:
[54 gösterimler]
Hz MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v) PEYGAMBERLİĞİ
Peygamber Olarak Hz. Muhammed (S.A.V)

Hz. Peygamberin, bir insan olduğunu vurgulayan ayetlerde altı çizildiği gibi, O'nun diğer insanlardan en önemli farkı kendisine vahyedilmesidir.
[34 gösterimler]
Hande Dağ (15 makaleler)
Hande Dağ
meçhul
[29 gösterimler]
ben böyleyim
[33 gösterimler]
istanbul
[39 gösterimler]
VAR SAYILAN ÜÇÜNCÜ GÖZ
VARSAYILAN ÜÇÜNCÜ GÖZ

Bedriye Hanım kısa boylu ince yapılı esmer etrafa felfecir okuyan gözlerle bakan bir kadındı. 6’cı hissinin çok kuvvetli olduğunu bazı şeyleri hissettiğini yaymış ve insanların geleceği merak etme huylarından yararlanarak para kazanmaya başlamış zamanla bu yalana kendisi de inanmıştı. Gece istihareye yatıyor sabah kalkınca kimin için rüya ya yatıysa o kişi ye yorum yaparak söylüyor ve karşılığını da alıyordu.
[157 gösterimler]
ÖZLEM
Monteyn sevdiklerime kendimi özletmek için onlardan uzaklaşırım. Çünkü sevmek özlemektir der. Belki biraz bencilce ama gerçek seven adam sevdiklerini özler o kişi kuzey kutuplar da yâda güney Afrika da fizan da bile olsa onun yanın da olmak ister. Onsuz duramaz
[136 gösterimler]
GRİ

GRİ

Âlem pembeleri kırmızıları sarıları severken
Ben kendimi gri de buluyorum
Ne siyah ne beyaz arada kalmış bir renk
Tıpkı benim gibi ne iyi ne kötü
İki arada bir dere de kalanların
Ne çok mutlu nede çok mutsuz olanların
Kısacası hayatın rengidir gri
[51 gösterimler]
UZUN MUSTAFA VE AİLESİ
UZUN MUSTAFA
Konya”nın hadim köyünde uzun Mustafa adında şahsı muhterem yaşarmış. İri yapılı boyu iki metre”nin üzerinde bir adam olduğundan adına uzun Mustafa derlermiş. Öyle ki Bir treni tepesinden bakınca karşıdan geleni görürmüş. Ama biraz safça bir adamış. Oğlu sabret tini bir gün bir dere kıyısından bir fırlatmış çocuk kendisini karşı kıyı da bulur muş.
[70 gösterimler]
kanallar çıldırmış olmalı
Open in new window
Kanallar kafayı aşkla mı bozdu
Son günlerde tv de bir aşk furyasıdır gidiyor. evlilik programları aşk doktorları almış başını yürümüş sanki aşk kanser ülser gibi bir hastalıkmış da bizim haberimiz yokmuş gibi eğer öyle olsaydı bunun kemo terapisi radyo terapisi falan olurdu.
[424 gösterimler]
GERÇEK
[42 gösterimler]
SPOR
[41 gösterimler]
MERHAMET NEDİR.
MERHAMET Open in new window

Merhamet insanı insan yapan çok güçlü bir duygudur. Bir başkasının düşmüş olduğu duruma üzülmesi o kişinin ne kadar insan olduğunun bir göstergesidir ama merhamet duyulan kişi için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değildir
[112 gösterimler]
BEBEĞİM
Nermin Hanım 39 40 yaşlarında sarı saçları omuzlarına dökülen hilale benzeyen kaş yapısıyuvarlak yeşil düzgün burnu ince dudakları yuvarlak yüz çehresi bayaz bir teni olan orta boylu balıketin de bir bayandı.
[46 gösterimler]
HAYAT NEDİR ?
Open in new window
Hayatın anlamı hakkında pek çok yazı ve görüş okudum. Kimine göre hayat yiyip içip gezmek. Kimine göre çalışmak ki önceden bende bu görüşe katılıyordum, ama şimdi katılmıyorum. Çünkü insanın kimseye bir yararı olmadıktan sonra ne anlamı var!
[72 gösterimler]
ŞAZİYE HANIM
Şaziye Hanım lenfoma hastası, son günlerini geçirmek üzere kızının yanına gelen, çok sevimli, nur yüzlü, sürekli beyazlar giyen, başında beyaz tülbenti olan çok tonton bir ihtiyar hanımdı. Open in new window
[114 gösterimler]
MEKTUP
Open in new window


O zamanlar daha ilköğretim 6. sınıf öğrencisi idim. Ayni yıl, bebekliğimden beri kendisine aşık olduğum tek insanı, yani babamı kaybetmiştim. O’nu bir iş kazası bizden ilelebet alıp götürmüştü. Ve bir gece aylar önce kaybettiğim sevgili babamı rüyamda gördüm.
‘’Özlem, neden bana mektup yazmıyorsun’’ diye sitem ediyordu
[412 gösterimler]
Hande Dağ (0 makaleler)
Hande Dağ
Alemdar (24 makaleler)
Alemdar
Her Dogan, İslam fıtratı üzerine doğar(ALEMDAR)
Her doğan, İslam fitratı üzerine doğar.
Sonra, anne babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar"( Hadis-i şerif)

Yaratılış gayemize uygun, hayat sürmemizi tavsiye buyurur Mevla-i Muteal'imiz.

"Ben insanları ve cinleri Zat'a kulluk etsinler diye yarattım." Zariyat. 56.

Bozulan araba, arızalanan telefon, servisinde tamir görür. İtikaden yanlış düşünceye dalan, ibadette bidate düşen, ahlaken tefessüh eden insan da, servisine müracaat eder.

Ümmetin fesada gitmemesi için, tavsiye buyurulan iki esasa, azı disleriyle sarılır gibi sarılır.

" Kur'an ve sünnet "Bir aleti en iyi bilen, onun ustasidir.
"Yaratan, yarattığını bilmez mi?" Mülk süresi14.ayet

Tırnak kesiminden, hayatımızın her alanına hitap eden Kur'an-i Kerim, iğneden ipliğe her şeyi kaydetmistir. " Yaş kuru ne varsa hepsi Kitab-i Mübin'dedir. "Her şeyi apaçık bir kitapta saymışızdır" buyurur Allah C. C.

Yarattigi kulları, başı boş bırakmayan
Rabbimiz C. C. Tevbe süresinin 112. ayetinde,
ekseninden kaymayan müminleri müjdeler,
"Tevbe edenler, ibadet edenler, oruç tutanlar, rukua varanlar, secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten alıkoyanlardır."

Alemdar

[44 gösterimler]
ALİ RAMAZAN EFENDİNİN DİLİNDEN
Kendini aciz görmeyen cehle düşer. "Kemâlât, şahsımızı müflis, Rabbimizi Aziz ve Celil bilmektir."

Yaptığımız her işte niyet, bizi kazanca götürür. "İhlas, niyetin beynidir, kalbidir." İhlassız niyet geçersizdir.

Özellikle göz, kulak ve kalb taatlere tahsis edilmeli. "Yaratılan aza, amacına uygun olmalı." Çünkü Yaratan Mevla C.C. yarattığını en iyi bilendir.

Başkasının cebinde olmamalı gözümüz. İstemekten utananlar, daha çok hak sahibidir almaya.

Yaratanımızın gayretine dokunur düşüncesiyle, kimseyi Engin görmemeliyiz. Zengine, zenginliğinden dolayı iltifat, dinimizin üçte ikisini götürür. Maalesef, yüzü güzel ve zengin tercih ediliyor. Gönle ve amele nazar eden Hak Teala C.C. nın, edebi ilahisi unutuluyor günümüzde.

Muhtaç kimseler unutularak, masraf etmemeliyiz nefsimiz için.

Dedi kodu, gıybet, iftira ve yalan, sözlerden ağza yakışmaz. Hak Teala C.C.yı zikir için, ağzını gül suyu ile yıkardı Bayezid K.S.

Zikirle dilimiz ıslı, ahiret derdiyle gönlümüz yaslı olsun.

Alemdar
[61 gösterimler]
Şeyh Seyyid Ali Ramazan DİNÇ Hocaefendi ile Yapılan Mülakat
Şeyh Seyyid Ali Ramazan DİNÇ Hocaefendi ile Yapılan Mülakat


SAFA VAKFI KURUCUSU, YAHYALILI ŞEYH SEYYİD H. HASAN DİNÇ (K.S.)'nin oğlu ŞEYH SEYYİD ALİ RAMAZAN DİNÇ Hocaefendi ile Yapılan Mülakat

"Kalitesi Tereddütsüzlük Olan Bir iman"

FEYZ: Efendim, kamil mükemmil bir mürşidin, aynı zamanda kamil mükemmil bir irşadı olmalı değil mi? Böyle mürşidlerin, zamanımıza ait problemleri, çözümleriyle birlikte kuşatıcı bir şekilde bilmeleri gereğini izah eder misiniz?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Kamil mükemmil bir şeyh dediğimiz zaman; bir mürşid, yol gösteren manasındadır. Sadece tesbihatta, zikirde, namazda, oruçta, hacda, zekatta değil; bununla birlikte sosyal taatlerde de öncüdür. Mesela bir ekonomist olması da icabeder. İlla olması gerekir mi? En azından bilgi sahibi olacak veya ona dair bilgi sahibi evlat yetiştirecek. Velhasılı, sahasında uzman insan olması gerekir. Yerine göre ne yetiştirecek, bir mimar yetiştirecek. Diyelim ki ticari alanda en üstün insanı yetiştirecek. Çünkü bizim her yönden güçlü ve kuvvetli olmamız, Cenab-ı Hakk'ın bize emridir. "Düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın." buyuruyor. Maddi ve manevi anlamdadır. Ruhen ve manen geliştiğimiz gibi, nefis ve şeytanı kahdererek ruhen olgunlaştığımız gibi, bizim, siyasi yönde, devlet yönünde, ticari ve iktisadi yönde, en azından bir müzik dalında dahi, ressamlıkta da yetişmemiz, olgunlaşmamız gerekir. Bu yönde, uzman olmasak dahi, uzman insanları hazırlamalı, yetiştirmeliyiz.

FEYZ: Efendim, sadece İstanbul'da binlerle ifade edilen şeyh olduğu söyleniyor. Her Anadolu şehrinde de bir iki tane şeyh ve alim var, birçoğu da icazetli... Yine de çok fazla etkili değiller... Tüm dünya müslümanları da kan ağlıyor. Sizce nedeni nedir?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Bunun iki sebebi var. Birincisi, müslümanların bağlı bulunduğu bir kurum yok. O da Abdülhamit Han Hz. den sonra, yok edilen hilafet müessesesidir. Lozan antlaşmasıyla, bir kararla bizim üç mühim kurumumuz yerle bir edilmiştir. Birincisi hilafet, ikincisi medrese, üçüncüsü dergahtır. Osmanlının temeline bakacak olursanız, Osmanlı güçlü görünüyor. Neden güçlü görünüyor? Bu üç sisteme dayandığı için... Ordu, medrese ve dergah üçlüsüne dayandığı için güçlü görünüyor. Ordu dediğimiz zaman, nedir? devlettir. Medrese dediğimiz zaman; halkı, ilimle kafası geliştirilmiş ve her yönden güçlü insandır. Dergah dediğimiz zaman, kalbini Allah (c.c.) aşkıyla, muhabbetiyle, Resulullah (s.a.v.) sevgisiyle dolduran kimse demektir. İşte bu üç kuıumun ortadan kalkması bizi mahvetmiştir. Ne kadar şeyh olsa da, binlerle de ifade edilse, hepsinin takip edeceği bir liderin olması şarttır.

Bir misal vermek gerekirse mesela Abdülhamit Han Hz. nin devrinde, Hollandalılar Filipinlilere hücum etmişti. Bu hücumda, Abdülhamit Han Hz. leri, "Donanma hazırlansın" emrini vermişti. Donanma hazırlanır hazırlanmaz, haber duyulunca, -çünkü bütün müslümanlar ona bağlıydı- Hollandalılar geri çekilip kaçmaya başladılar. Asıl sebebi budur.

FEYZ: Efendim mürşid-i kamil kimdir, kime denir? Bugün bir kısım insanlar, güya Kıır'an ve sünneti göstererek "Rabıtayı" reddediyorlar. Rabıtayı izah eder misiniz?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Hakiki mürşid, mürşid-i kamil deyince üç şartı vardır:

1. İtikadı ehl-i sünnet ve'l cemaat itikadı olan,
2. Ameli, mezhep imamlarına uygun olan.
3. Hal ve tavır olarak, velilerin ahlakına uygun olan kişidir.

Rabıtaya gelince; rabıta; "YaRabbi, beni senin sevgine, sevgisi beni sana ulaşttracak kimselerin mubabbetiyle rızıklandır. "hadis-i şerifi var. Sen öyle bir kimseyi seveceksin ki, sevdiğin zat, seni Resulullah (s.a.v.) Efendimizin muhabbetine, oradan da Cenab-ı Hakk'a götürecek. Rabıta, bağ anlamındadır. Rabıta sadece kendisinde bağlı kılmaz ki insanı... Asıl bağlanış, peygamberimizin ve Cenab-ı Hakk'ın sevgisini temin etmek içindir. Rabıta, şunun gibidir. Mesela, Keban'dan İrfanlı'dan ceryan alırız, ama trafo vasıtasıyla alırız. Trafo, o memleketin ihtiyacına göre cereyanı verir. Rabıta aynen trafo hadisesi gibidir. Rabıta, bir çocuğun, annesinden süt emmesi gibidir. Ama diğer yiyecekleri yemeğe kabiliyet kazandığı zaman, annesi onu sütten keser. Rabıta aynen bir yuvada kuşun, yavrularını besle+mesi gibidir. Fakat diğer yerlerden rızkını temin edecek hale geldiği zaman, anası onu yuvadan bırakır. Ve kendisi, kendi yiyeceğini elde etmeye çalışır. O zamana kadar da, annesi vasıtasıyla beslenir.

FEYZ: Son zamanlarda medyada, sahte mehdiler zuhur ettiğini hep beraber gözlemledik. Bunlar, bir bakıma da, gelecek olan hakiki Mehdi'nin (a.s.) habercisi midirler?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Efendim bi kere, "Mehdiyim, Peygamberim v.s." deniyor. İtikadımıza göre Peygamberimiz (s.a.v), peygamberlerin sonuncusudur, hatem-i nebidir. Mehdi (a.s.) ise, Hz. Peygamberin şeriatını hakim kılmaya çalışan kimse demektir. Kitaba sünnete uymayan insanların hali ise şuna benzer. Zamanında Şam diyarlarında Mehdiyim, Peygamberim diyen birisi çıkıyor. Devrin padişahı da, şu peygamberi bir göreyim diyor. Sahtekar ise, padişahın geleceği haberini alır almaz, bu işin pahalıya mal olacağını anlar ve padişah geldiğinde, Mehdiyim diyen sahtekar, anırmaya başlar. Af buyurun, merkep gibi anırır, yanındakiler de anırır. Padişah, ne oluyor dediğinde ise, "İşte padişahım, ben bunların Mehdisiyim, bunların peygamberiyim" der. İş buna dönmesin...

FEYZ: Efendim ehl-i sünnete göre "dört hak mezhep" ifadesi inancımızdır. Günümüzdeki mezhepsizlik cereyanı da göz önünde bulundurulursa, İslam fıkhı açısından mezhepsizlik ya da sapık fırkaları değerlendirir misiniz?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Mezhep, yol tutmak demektir. Mezhepsizim diyen de bir yol tutmuş!.. Mezhepsizlik mezhebini kabul etmiş oluyorlar. Aslında mezhep dört tane değildi. Belki 200'e yakın mezhep vardı. Sonunda sadeceHanefi, Maliki, Hanbeli ve Şafii mezhebi kaldı. Ondan sonra da içtihad edebilecek güç ve kudrette insan olmayınca, iş tamamlanmış oldu. Mezhepte müctehid olabilir. Ama konular ve delillere göre hareket ederek, şeriatın kaynağına varmak suretiyle... Aksi oldukça manasız... Dörtte karar kılınmıştır. Hadis-i şerifte "ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, 72'si dalalette, yalnız bir tanesi kurtulacak" buyurulmuştur. Kurtulan hangisidir? diye sorulduğunda, "benim ve sahabemin yolunda olandır" buyuruyor.

FEYZ: Efendim, ehl-i beyti sevmek ve saymak hususunda, müslümanların edebi ve saygısı nasıl olmalıdır?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Ehl-i beytim diyen insan, dürüst olmasa dahi, bizim ona hürmet etme nedenimiz, onun şahsına değil, şahsında taşımış olduğu manayadır. Bu, Peygamberimize olan sevgimizdir. O'na olan muhabbetimizdir. Ehli beyt olan insanlar çok hassastılar. Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz diyorlardı ki, "Biz Resulullah (s.a.v.)'in torunlanyız. Torunu olduğumuz halde şeriat ve sünnete riayet etmezsek, Allah (c.c.) indinde mesul oluruz diye çok gayret gösteriyorlar, dikkat ediyorlardı. Şimdi bu ehli beyt hususunda; Resulullah (s.a.v.) Efendimizin bir maddi nesebinden gelenler, bir de manevi nesebinden gelenler vardır. Bir defasında (a.s.v.) Efendimiz, Hz. Muaz'ın elinden tuttu, "Ya Muaz, şu gördüğün eller ezvac-ı tahiratın evleridir. Ehl-i beytin evleridir. Fakat benim hakiki ehl-i beytim, benden 300, 500,1500 sene sonra da olsa yolumu takip edenlerdir." buyurdu. Mesela Hz. Selman'ın, Hz. Bi-lal-i Habeşi'nin neseben hiçbir alakası yok. Ama Resulullah (s.a.v.) onlar için, "Onlar benim ehl-i beytimdir" buyurmuştur. Cenab-ı Hakk, ruhi ve manevi yakınlığı bize nasip etsin.

Hacı Hasan Efendimiz, bizim babamız, mürşidimiz, hem anne hem de baba tarafından ehl-i beytti. Buna rağmen derdi ki, "Kabir taşlarıyla iftihar etmek doğru değildir. Layık değiliz." diye çok büyük tevazu gösterirdi. Halbuki şekil ve şemail olarak Resulullah (s.a.v.) Efendimize çok benzerdi. Hal ve tavır olarak da, hasta yatağından doğrulur, insanlara Allah (c.c.) mesajını sunabilmek için dertlerini unuturdu. Ehl-i ümmetin derdini sıkıntısını göğsünde duyardı.

FEYZ: Efendim, günümüzde hizmet ve cihadın öneminden bahseder misiniz?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Hayat cihaddır zaten. Hayat cihadla başlar, doğan bir çocuk ne yapıyor, rızkını temin için? Önce emekliyor, yürüyor, düşe kalka, okul devresi, okul sonrası, yeme-içme, giyinme, hayatını devam ettirme endişesi başlıyor. Barış karşılıklı güce dayanır, mesela Bosna'da barışı temin edebildik mi, Çeçenistan'da barışı temin edebildik mi? Zulüm gören bir çok devletler var, neden? Gücümüz kuvvetimiz olmadığı için... O bakımdan, deminden beri ifade ettiğimiz; müminelerin Allah derken, zikrinde dahi, zikir kelimesini yanlış kullanıyoruz. Ne demektir zikir? 6666 ayeti yaşamaktır. 6666 ayeti yaşarken, Kur'an'da, Cenab-ı Hakk "yaş ve kuru ne varsa hiçbir şeyi eksik bırakmadık" buyuruyor. O zaman cihad, müşriklere karşı malımızla, canımızla ve dilimizle cihad etmektir. Basınla mücadele etmek de öyledir. Cihad ederken bu hususa dikkat etmek gerekir. Birincisi Allah'ın (c.c.) yoluna hikmetle davet etmektir. Hikmet ne demektir, ilim ve ameldir. 29 manası vardır hikmetin. Ondan sonra nasihattir. Ne demek bu? Strateji ve taktiktir. Bir büyüğümüz söyledi, "süt emen çocuğa bal, bal yerine de süt verilmez." duruma göre değerlendirilir. Bir ateiste, kalkıp da, tarikatı mı öğreteceğiz. Önce itikadı anlatacağız. Amelde eksik olana ibadet ve taati, amelini yapana da diyeceğiz ki, ihlas ve ihsan ölçüleri içerisinde yap. Diyeceksin ki bu tarikattır. Üçüncüsü de, mücadeleyi, en güzel şekilde, kırmadan dökmeden yapmak...

FEYZ: Son olarak okuyucularımıza neler nasihat edersiniz?

Ş. Ali Ramazan Dinç Hocaefendi: Tavsiyelerim, insanlara iyi muamele etmek... Üç hususa dikkat etmek gerekiyor.

1. Düzgün bir itikat, düzgün bir inanç, kalitesi tereddütsüzlük olan bir iman...
2. Nefsini ıslah etmek.
3. İnsanlarla güzel geçim ki, bu adab-ı muaşerettir.

Kırmadan, dökmeden, sevmesini bileceğiz, bir kere sevmesini bilmeden o insana hiç bir şeyi anlatamazsınız, seveceksiniz. Bizim dinimiz Allah (c.c.) için sevmek, Allah (c.c.) için buğzetmektir. Bir müminin, bir müridin iki kanadı vardır. Bir kafire dahi, onu ateşten kurtarmak için şefkat göstermelidir. Nasıl ki insan, çocuğunu sever ve eline koluna bir şey olunca ona acır. Ama sadece acımakla kalmamalı ve onu ateşten koruyacak tavsiyelerde bulunmalıdır. İşte kafire dahi, ateşten korumak için şefkat göstermeli, tebliğ ve irşad etmeliyiz.

Bütün kalbi sevgilerimle, muhabbetlerimle sizleri kucaklıyorum. Bir kez, 'Allah razı olsun" deseler, bize dünya ve ahiret sermayesi olarak gider kardeşlerim.

Esselamu aleyküm...

Feyz • Kasım 1996 Sayı: 65

[28 gösterimler]
VELADET İ NEBİ

Velâdet-i Nebî

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

[42 gösterimler]
ALLAH KULUNA MÜJDELER VERİYOR
ALLAH KULUNA MÜJDELER VERİYOR
Kıymetli Kardeşlerim… Cenâb-ı Hakk, Hadis-i Kutsî’de “Ben kulumun zannı üzereyim.” buyurmaktadır.
Bir kulun hesabı görülüyor. Sonunda cehenneme gitmesine karar veriliyor. Bu kul, cehenneme giderken kendi kendine, “Ben böyle bilmezdim.” diyerek gidiyor.
[56 gösterimler]
AZ ODUN SUYU KAYNATMAZ
Bir ihvan neden terakki etmez, derseniz, bugün size bundan bahsedeyim.
[67 gösterimler]
SİLSİLE-İ ŞERİFE
[76 gösterimler]
FATMANIN TESETTÜRE BAKIŞI
FATMA’NIN TESETTÜRE BAKIŞI !

Üşümesin diye örterlermiş üzerini kızlarının, uyuyanın üzerine kar yağarmış yoksa?Hasta olursa, ateşler içinde yanarsa, gözlerini kapatmadan beklerlermiş Fatma’nın anne ve babası. Örterlermiş üzerini, üşümesin diye
[43 gösterimler]
BENİ İRŞAD EDEN
BENİ İRŞAD EDEN

Ağla gözüm ağla, gülmezem ayruk
Gönül dosta gider, gelmezem ayruk
Ne gam bunda bana, bin gez ölürsem
Anda ölüm olmaz, ölmezem ayruk


[92 gösterimler]
YÜCE SULTAN
EY YÜCE SULTAN
Suyu kurumuş ırmakdı bu gönül,
Dalı kırılmış ağaçtı, yaralı gönül,
Çoraklaşmış toprakdı bu gönül,
Kapıları paslanmış zındandı şu gönül,
Yaban otlar bitmiş bahçeydi bu gönül,
Güle küsüpde gitmişdi bülbül,
Boşa gelip geçmiş farkında olmadan;koskoca ömür.
[75 gösterimler]
GÖNÜL DOSTA GİDER
Gönül dosta gider dosta
Hakdan gayrı dost arama
[132 gösterimler]
RIZAİ İLAHİ
[img width=300]http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:EzN6daWcKEPlmM:http://img191.imageshack.us/img191/5216/32buyuk1js.jpg[/img]
[81 gösterimler]
İSLÂM KARDEŞLİĞİ

İhvan: “Kardeşler, dostlar, yoldaşlar, bir yere bağlı olanlar ve âşinâ.”1 anlamlarına gelmektedir. “Bütün Müslümanlar Hucurat Sûresi’nin onuncu ayeti gereğince kardeş olduğu halde, bazı tarikat erbabının kendi aralarında mensublarına “ihvan” adını vermeleri dinen doğru mudur?” denirse, el-cevap, “Doğrudur, şer’i şerîfe uygundur.” deriz.
[47 gösterimler]
İNFÂK
İbret nazarı ile baktığımızda, tabiatın uyandığı şu günlerde, kara toprağın, mahsûlünü bire karşı en az on olmak üzere yediyüz misline kadar verdiğini müşahade ederiz.
[44 gösterimler]
VEREN EL
İsâr, başkalarını kendisine tercih etme, nefsini unutup baş-kasını hatırlamanın adıdır. Ganiyyü’l-âlemîn olan Halikı Zü’l-Celâlin, Rahman sıfatının tecellisi, Habîb-i Zîşân (s.a.v)’ın Kur’ân-ı Kerim’deki
[51 gösterimler]
KALBİN SEBATI
Bütün mahlûkat sürekli bir savunmadadır. Her varlık birine pasif iken bir diğerine aktiftir. Bu yapı karmaşık gibi görünen ama hakikatte akıllara durgunluk veren bir intizamın temelini oluşturmaktadır.
[71 gösterimler]
Hakk'a Vasıl Olmak
Muhterem yazarımız, Muhyiddin İbn Arabi (k.s)’nin halifelerinden Sadreddin Konevi’nin yetiştirdiği Müeyyedüddin el Cendî (V. H. 7. asır sonları)’ye ait “Nefhatü’r-Rûh ve Tuhfetü’l-Fütuh” adlı eserin önemli noktalarını derleyerek siz kıymetli okurlarımızın istifâdesine sunmayı faideli bulmuştur.
[143 gösterimler]
İki Cihan Serveri Peygamber-i Zişanımız s.a.v.
Belağâl ulâ bikemâlih/ Keşefeddücâ bicemâlih/ Hasünet cemîü hisâlih/ Sallû alayhi ve âlih”



“O, kemâl ile yüksek derecelere yetişti; cemâl ile karanlıkları açtı; bütün huyları güzeldir. O’na ve Âl’ine salevât getiriniz.”1

Peygamberimiz (s.a.v) âlemde mevcut olan kâffe-i sıfat ve kemâlât-ı ilâhiyeyi câmidir. (Allah’ın isimlerinin, sıfatlarının, fiillerinin ve kemâlinin tecellilerine mazhardır.) Hakk’ın sırlarına nâil olmakla, “Allah’ın ilk yarattığı benim rûhum, nûrum” buyurmuşlardır.
[103 gösterimler]
Es'ad-ı erbili k.s.'den Hatırlar 2
Es’ad-ı Erbîlî (k.s)’nin Erbil’deki süt biraderleri meczup Mahmut, Kur’an okunurken ümmi olduğu halde, yanlış okunsa, “Hayır olmadı.” dermiş. Meğer bu zat Levh-i Mahfuz’u görür, Kur’an-ı Kerim yanlış telaffuz edildiğinde ilâhî nûr kaybolduğu için, bu şekilde yanlış okunduğunun farkına varırmış.
[74 gösterimler]
Müslüman ve Edep
Hazreti Mevlânâ Celaleddin (k.s), “Gözünü aç da tamamıyla Kelamulah’a bak. Kur’an’ın bütün ayetleri edepten ibarettir.” demekte, özellikle Nur ve Hucurat surelerinde yüksek ahlak ve edep kuralları daha yoğun bir şekilde ele alınmaktadır.
[271 gösterimler]
Kurban
Yarattığı varlıkların tabiat ve karakterlerini en iyi bilen onların hâlikıdır. “Bilmez mi mahlûkunu Hâlik.?”1 Yaratılış sırrına muhâlif hareket etmemesi için enbiyâ ve evliyâyı göndermemiş midir? Materyalist görüşün iddialarının aksine, insan bir biyolojik makina değil, sorumluluk taşıyan dünyevî ve uhrevî bir varlıktır. İnsan, iç güdüsüyle hareket eden bir hayvan veya kendi özündeki niteliğe göre gelişen bir bitki de değildir, tırnak kesiminden yönetime kadar kâide ve usûle tâbi mükellef bir varlıktır.
[51 gösterimler]
İslam Kardeşliği
İhvan; “kardeşler, dostlar, yoldaşlar, bir tarikata bağlı olanlar ihvan ve âşinâ.”1 anlamlarına gelmektedir. “Bütün müslümanlar Hucurat Sûresi’nin onuncu ayeti gereğince kardeş olduğu halde, bazı tarikat erbabının kendi aralarında mensublarına “ihvan” adını vermeleri Şer’an doğru mudur?” denirse, el-cevap, “Doğrudur, şer’i şerîfe uygundur.”
[77 gösterimler]
Her Düşüncenin Buluşma Adresi
Ebu'l- Hasan Harakani (K.S.), "soframa oturanların dinine değil, can taşıdığına bakın" demesi, İmam-ı Azam (RH.A.) ğayr-i müslim komşusunun ezasına gösterdiği tahammül ve bir çok örnekler Peygamberimiz (S.A.V.) in, Taif yolculuğunda ve Uhud muharebesinde, gördüğü eza ve cefaya karşı yaptığı duadan kaynaklanır. "Allahım! Kavmime hidayet ver. Onlar bilmiyorlar da, onun niçin yapıyorlar bu zulmü."
[380 gösterimler]
Mevt
Ölüm, tabiî ve irâdi ölüm olmak üzere iki kısma ayrılabilir. “Tabiî ölüm”; canın bedenden ayrılması, “İrâdi ölüm” ise; “Ölmeden evvel ölünüz.” esası, nefsi öldürmek, ruhu, aklı ve kalbi diriltmek1, manalarına gelmektedir.
[60 gösterimler]
 
 
 
 
Son Makaleler
 
 
 
 
Son Yorumlar
 
 
Değerli Misafirimiz..
Hoşgeldiniz
Ücretsiz üye olmak için tıklayınız.

Giriş

Beni Hatırla

Şifremi Unuttum?


Ziyaret Edenler
Sitedekiler: 11
Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 8
Botlar: 3

İstatistik
Yeni Üyeler: [zeliha-01.09.2010] [fakir-01.09.2010] [veli-01.09.2010] [mesnevi-31.08.2010] [huso-31.08.2010] [zekii-31.08.2010] [muhammedi-31.08.2010] [Sadettin-30.08.2010] [emin-29.08.2010] [kamile-28.08.2010]
Üye Sayısı: 448
Bugün: 0
Dün: 0

Sitedekiler:
ptZiyaretçiVideolar
ruZiyaretçiMakaleler
seZiyaretçiMakaleler
usZiyaretçi
usZiyaretçiVideolar
usZiyaretçiMakaleler
usZiyaretçiVideolar
usZiyaretçiVideolar
Ziyaretçilerimiz..
Bugün : 281281281
Dün : 282282282
Bu Hafta : 2000200020002000
Bu Ay : 1152115211521152
Toplam : 3712437124371243712437124
Ortalama : 227227227
Arama
En Çok Yazanlar
1 seyyah 11
2 ard-db-ard 10
3 konyaalemd 9
4 azat65 4
5 Hasanibrahim 3
6 alidogan 3
7 Atilla 2
8 hikmet 2
9 kalemdar 2
10 SAFFET 2
En Fazla Okunanlar
Yeni Üyeler
zeliha 01.09.2010
fakir 01.09.2010
veli 01.09.2010
mesnevi 31.08.2010
huso 31.08.2010
zekii 31.08.2010
muhammedi 31.08.2010
Sadettin 30.08.2010
emin 29.08.2010
kamile 28.08.2010
Reklam Alanı
Open in new window
Seyr FM

 
 
 
  Site Tasarım: Web Tasarım | Yeni Dünya Dergisi